will be - Türkçe İngilizce Sözlük

will be

"will be" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
leave where it will be stepped on f. ayak altında bırakmak
that will be the day expr. işte o gün harika bir gün olurdu
that will be the day expr. dört gözle bekliyorum!
İfadeler
will be the competence of expr. sorumluluğunda
preference will be given to those with bilingual skills expr. ikinci dil tercih sebebidir
the action plans to be taken will be defined expr. alınacak aksiyon planları tanımlanacak
no mercy will be shown expr. merhamet gösterilmeyecek
your prompt reply will be appreciated expr. hızlı cevabınız çok makbule geçecektir
your reply will be appreciated expr. cevabınız çok makbule geçecektir
your reply will be appreciated expr. dönüş yaparsanız sevinirim
a fine will be levied expr. bir ceza kesilecektir
will be discussed expr. görüşülecek
will be returned expr. iade edilecek
...will be made expr. yapılacaktır
...will be done expr. yapılacaktır
there will be the deuce to pay expr. sonuçlarına katlanırsın
there will be the deuce to pay expr. vay halimize
kids will be kids expr. çocuk işte
there will be the deuce to pay expr. çekeceğimiz var
kids will be kids expr. çocuk çocukluğunu yapacak illa ki
there will be the deuce to pay expr. bedelini ödersin
there will be the deuce to pay expr. başımıza gelecek var
Atasözü
boys will be boys çocuktur yapacak
boys will be boys erkekler yaramazdır
boys will be boys erkek çocuklar sert olur
what will be, will be olacağı varsa olur
what will be, will be olacaksa olur
whatever will be, will be olacağı varsa olur
whatever will be, will be olacaksa olur
whatever will be, will be olacakla öleceğe çare yoktur
whatever will be, will be olacakla öleceğe çare yok
the proof will be in the pudding yaşamadan bilemezsin
the proof will be in the pudding denemeden bilemezsin
the tree that bears fruit will be stoned meyve veren ağaç taşlanır
Konuşma Dili
be certain that (something will happen or is the case) f. (bir şeydin olacağından/olduğundan) emin olmak
be certain that (something will happen or is the case) f. (bir şeyin olacağını/olduğunu) kesin olarak bilmek
(one) will be lucky expr. (eğer gerçekleşirse) kendini şanslı say
(someone) will be sorry expr. (biri) yaptığına pişman olacak
(someone) will be sorry expr. (biri) pişman olacak
(someone) will be sorry expr. (biri) yaptığı şey için özür dileyecek
will be along expr. yolda olmak
will be along expr. geliyor olmak
will be along expr. yola koyulmuş olmak
(one) will be lucky expr. (birinin) işi şansa kalmış
(one) will be lucky expr. olması çok zor
(one) will be lucky expr. olması pek mümkün değil
everything will be ok expr. her şey yoluna girecek
everything will be ok expr. her şey iyi olacak
everything will be ok expr. her şey güzel olacak
everything will be ok expr. her şey düzelecek
always has been always will be expr. böyle gelmiş böyle gider
how much will it be? exclam. fiyatı ne?
how much will it be? exclam. ne kadara mal olacak/olur?
how much will it be? exclam. ne kadara gelecek/gelir?
how much will it be? exclam. ne kadar tutacak?
how much will it be? exclam. fiyatı ne olacak/olur?
Deyim
be no question that (something will happen/is the case) f. kesinlikle (bir şey olmak)
be no question that (something will happen/is the case) f. (durumun belli bir şekilde olduğundan) şüphe duymamak
be no question that (something will happen/is the case) f. (bir şey olacağına) emin olmak
be no question that (something will happen/is the case) f. gününde olmamak
be no question that (something will happen/is the case) f. şanslı gününde olmamak
be no question that (something will happen/is the case) f. şanssız gününde olmak
be no question that (something will happen/is the case) f. iyi gününde olmamak
be no question that (something will happen/is the case) f. kötü gününde olmak
what is to be will be expr. akacak kan damarda durmaz
whatever will be, will be expr. her şey olacağına varır
thy will be done expr. oldu bil/baş üstüne/oldu farz et/lord's prayer'da geçen bir cümle
(one) will be forgiven for (doing something) expr. yanlış/hatalı olsa da tamamen normal/anlaşılır bir durum
there will be the deuce to pay expr. bedelini çok ağır öderiz
there will be the deuce to pay expr. başımız çok büyük belaya girer
there will be the deuce to pay expr. çok büyük sıkıntı olur
there will be the deuce to pay expr. çok büyük bedel öderiz
there will be the deuce to pay expr. bedelini çok fena öderiz
there will be the deuce to pay expr. başımıza çok büyük iş açılır
will be the death of someone or something (yet) expr. (birinin) ölümü (birinin/bir şeyin) yüzünden olacak
(someone or something) will be the death of (one) expr. (biri/bir şey birinin) yüreğine indirecek
(someone or something) will be the death of (one) expr. (biri/bir şey birinin) ölümüne sebep olacak
will be the death of someone or something (yet) expr. (biri/bir şey birinin) sonu olacak
(someone or something) will be the death of (one) expr. (birinin) ölümü (birinin/bir şeyin) elinden/yüzünden olacak
will be the death of someone or something (yet) expr. (biri/bir şey birini) öldürecek
will be the death of someone or something (yet) expr. (biri/bir şey birinin) ölümüne sebep olacak
(someone or something) will be the death of (one) expr. (biri/bir şey birini) öldürecek
boys will be boys expr. erkekler böyledir
boys will be boys expr. erkek/erkek çocuğu değil mi
boys will be boys expr. erkek/erkek çocuğu işte
boys will be boys expr. erkektir, yapar
that will be the day expr. pek öyle olacak gibi değil
that will be the day expr. imkanı yok
that will be the day expr. sanmıyorum
that will be the day expr. sanmam
that will be the day expr. pek olası değil
will be the death of expr. '-in sonu olacak
will be the death of expr. '-in yüreğine indirecek
will be the death of expr. -i öldürecek
will be the death of expr. '-in ölümüne sebep olacak
Konuşma
everything will be nice i. her şey güzel olacak
I will be glad ünl. memnun olurum
I will be there ünl. orada olacağım
the first step will be to expr. yapılacak ilk şey
there will be the devil to pay expr. kıyamet kopacak
you have the right to remain silent, anything you say can and will be used against you in a court of law expr. sessiz kalma hakkına sahipsin, söyleyeceğin her şey mahkemede aleyhinde delil olarak kullanılabilir
I'll be damned if I will expr. adam değilim
we will be glad expr. mutluluk duyarız
it will be ok expr. düzelir
we will be glad expr. memnun oluruz
when will you be there? expr. ne zaman orada olursun?
we will be glad if you come expr. gelirseniz seviniriz
I will be glad if you come expr. gelirseniz beklerim
I will be right back expr. hemen döneceğim
everything will be all right expr. her şey yoluna girecek
everything will be all right expr. her şey yoluna girecek
I will be a doctor expr. doktor olacağım
what will you be when you grow up? expr. büyüdüğünde ne olacaksın?
you must hurry otherwise you will be late expr. acele etmelisin aksi halde gecikeceksin
I will be honest with you expr. sana dürüst olacağım
I will be honest with you expr. size dürüst olacağım
you must hurry or you will be late expr. acele etmelisin aksi halde gecikeceksin
will you be my friend expr. benimle arkadaş olur musun
if it's meant to be it will be expr. olacağı varsa olur
if it's meant to be it will be expr. yazılmışsa olur
no one will be any the wiser expr. kimse farkına varmaz
no one will be any the wiser expr. kimsenin ruhu duymaz
will there be anything else? expr. başka bir arzunuz
will that be all? expr. başka bir arzunuz
I will be waiting for your reply expr. cevabınızı bekliyorum
will it be quick? expr. çabuk olacak mı?
will be the death of someone expr. sonu olmak
there will be hell to pay expr. kıyamet kopacak
everything will be okay expr. her şey düzelecek
everything will be all right expr. her şey düzelecek
everything will be okay expr. her şey yoluna girecek
everything will be great expr. her şey düzelecek
everything will be just fine expr. her şey yoluna girecek
everything will be great expr. her şey yoluna girecek
everything will be just fine expr. her şey düzelecek
your table will be ready in a few minutes expr. masanız birkaç dakika içinde hazır olacak
she/he will be with you for the rest of your life expr. hayatının sonuna kadar seninle birlikte olacak
will that be all? expr. başka bir isteğiniz var mı?
do you think you will be forgiven for what you've done? expr. yaptıklarınızın bağışlanacağını mı sanıyorsunuz?
the next time this will not be for free expr. gelecek sefer bu karşılıksız olmayacak
will you be on msn in the evening? expr. bu akşam msn'de olacak mısın?
I will be there in a little bit expr. birazdan oradayım
whatever will be will be expr. kısmetse olur
whatever will be will be expr. bir şey olacaksa olur
whatever will be will be expr. her şey olacağına varır sonunda
someone will be with you in a minute expr. birazdan birisi sizinle ilgilenecek
I will be glad if you come expr. gelirseniz memnun olacağım
I will be glad if you come expr. gelirseniz sevinirim
i will be glad if you come expr. gelirseniz memnun olurum
I will be glad if you come expr. gelirsen sevinirim