|
Kategori |
İngilizce |
Türkçe |
|
| Genel |
|
| 1 |
Genel |
leave where it will be stepped on f. |
ayak altında bırakmak |
|
| 2 |
Genel |
that will be the day expr. |
işte o gün harika bir gün olurdu |
|
| 3 |
Genel |
that will be the day expr. |
dört gözle bekliyorum! |
|
| İfadeler |
|
| 4 |
İfadeler |
will be the competence of expr. |
sorumluluğunda |
|
| 5 |
İfadeler |
preference will be given to those with bilingual skills expr. |
ikinci dil tercih sebebidir |
|
|
|
| 6 |
İfadeler |
the action plans to be taken will be defined expr. |
alınacak aksiyon planları tanımlanacak |
|
| 7 |
İfadeler |
no mercy will be shown expr. |
merhamet gösterilmeyecek |
|
| 8 |
İfadeler |
your prompt reply will be appreciated expr. |
hızlı cevabınız çok makbule geçecektir |
|
| 9 |
İfadeler |
your reply will be appreciated expr. |
cevabınız çok makbule geçecektir |
|
| 10 |
İfadeler |
your reply will be appreciated expr. |
dönüş yaparsanız sevinirim |
|
|
|
| 11 |
İfadeler |
a fine will be levied expr. |
bir ceza kesilecektir |
|
| 12 |
İfadeler |
will be discussed expr. |
görüşülecek |
|
| 13 |
İfadeler |
will be returned expr. |
iade edilecek |
|
| 14 |
İfadeler |
...will be made expr. |
yapılacaktır |
|
| 15 |
İfadeler |
...will be done expr. |
yapılacaktır |
|
| 16 |
İfadeler |
there will be the deuce to pay expr. |
sonuçlarına katlanırsın |
|
| 17 |
İfadeler |
there will be the deuce to pay expr. |
vay halimize |
|
| 18 |
İfadeler |
kids will be kids expr. |
çocuk işte |
|
| 19 |
İfadeler |
there will be the deuce to pay expr. |
çekeceğimiz var |
|
| 20 |
İfadeler |
kids will be kids expr. |
çocuk çocukluğunu yapacak illa ki |
|
|
|
| 21 |
İfadeler |
there will be the deuce to pay expr. |
bedelini ödersin |
|
| 22 |
İfadeler |
there will be the deuce to pay expr. |
başımıza gelecek var |
|
| Atasözü |
|
| 23 |
Atasözü |
boys will be boys |
çocuktur yapacak |
|
| 24 |
Atasözü |
boys will be boys |
erkekler yaramazdır |
|
| 25 |
Atasözü |
boys will be boys |
erkek çocuklar sert olur |
|
| 26 |
Atasözü |
what will be, will be |
olacağı varsa olur |
|
| 27 |
Atasözü |
what will be, will be |
olacaksa olur |
|
| 28 |
Atasözü |
whatever will be, will be |
olacağı varsa olur |
|
| 29 |
Atasözü |
whatever will be, will be |
olacaksa olur |
|
| 30 |
Atasözü |
whatever will be, will be |
olacakla öleceğe çare yoktur |
|
| 31 |
Atasözü |
whatever will be, will be |
olacakla öleceğe çare yok |
|
| 32 |
Atasözü |
the proof will be in the pudding |
yaşamadan bilemezsin |
|
| 33 |
Atasözü |
the proof will be in the pudding |
denemeden bilemezsin |
|
| 34 |
Atasözü |
the tree that bears fruit will be stoned |
meyve veren ağaç taşlanır |
|
| Konuşma Dili |
|
| 35 |
Konuşma Dili |
be certain that (something will happen or is the case) f. |
(bir şeydin olacağından/olduğundan) emin olmak |
|
| 36 |
Konuşma Dili |
be certain that (something will happen or is the case) f. |
(bir şeyin olacağını/olduğunu) kesin olarak bilmek |
|
| 37 |
Konuşma Dili |
(one) will be lucky expr. |
(eğer gerçekleşirse) kendini şanslı say |
|
| 38 |
Konuşma Dili |
(someone) will be sorry expr. |
(biri) yaptığına pişman olacak |
|
| 39 |
Konuşma Dili |
(someone) will be sorry expr. |
(biri) pişman olacak |
|
| 40 |
Konuşma Dili |
(someone) will be sorry expr. |
(biri) yaptığı şey için özür dileyecek |
|
|
|
| 41 |
Konuşma Dili |
will be along expr. |
yolda olmak |
|
| 42 |
Konuşma Dili |
will be along expr. |
geliyor olmak |
|
| 43 |
Konuşma Dili |
will be along expr. |
yola koyulmuş olmak |
|
| 44 |
Konuşma Dili |
(one) will be lucky expr. |
(birinin) işi şansa kalmış |
|
| 45 |
Konuşma Dili |
(one) will be lucky expr. |
olması çok zor |
|
| 46 |
Konuşma Dili |
(one) will be lucky expr. |
olması pek mümkün değil |
|
| 47 |
Konuşma Dili |
everything will be ok expr. |
her şey yoluna girecek |
|
| 48 |
Konuşma Dili |
everything will be ok expr. |
her şey iyi olacak |
|
| 49 |
Konuşma Dili |
everything will be ok expr. |
her şey güzel olacak |
|
| 50 |
Konuşma Dili |
everything will be ok expr. |
her şey düzelecek |
|
| 51 |
Konuşma Dili |
always has been always will be expr. |
böyle gelmiş böyle gider |
|
| 52 |
Konuşma Dili |
how much will it be? exclam. |
fiyatı ne? |
|
| 53 |
Konuşma Dili |
how much will it be? exclam. |
ne kadara mal olacak/olur? |
|
| 54 |
Konuşma Dili |
how much will it be? exclam. |
ne kadara gelecek/gelir? |
|
| 55 |
Konuşma Dili |
how much will it be? exclam. |
ne kadar tutacak? |
|
| 56 |
Konuşma Dili |
how much will it be? exclam. |
fiyatı ne olacak/olur? |
|
| Deyim |
|
| 57 |
Deyim |
be no question that (something will happen/is the case) f. |
kesinlikle (bir şey olmak) |
|
| 58 |
Deyim |
be no question that (something will happen/is the case) f. |
(durumun belli bir şekilde olduğundan) şüphe duymamak |
|
| 59 |
Deyim |
be no question that (something will happen/is the case) f. |
(bir şey olacağına) emin olmak |
|
| 60 |
Deyim |
be no question that (something will happen/is the case) f. |
gününde olmamak |
|
| 61 |
Deyim |
be no question that (something will happen/is the case) f. |
şanslı gününde olmamak |
|
| 62 |
Deyim |
be no question that (something will happen/is the case) f. |
şanssız gününde olmak |
|
| 63 |
Deyim |
be no question that (something will happen/is the case) f. |
iyi gününde olmamak |
|
| 64 |
Deyim |
be no question that (something will happen/is the case) f. |
kötü gününde olmak |
|
| 65 |
Deyim |
what is to be will be expr. |
akacak kan damarda durmaz |
|
| 66 |
Deyim |
whatever will be, will be expr. |
her şey olacağına varır |
|
| 67 |
Deyim |
thy will be done expr. |
oldu bil/baş üstüne/oldu farz et/lord's prayer'da geçen bir cümle |
|
| 68 |
Deyim |
(one) will be forgiven for (doing something) expr. |
yanlış/hatalı olsa da tamamen normal/anlaşılır bir durum |
|
| 69 |
Deyim |
there will be the deuce to pay expr. |
bedelini çok ağır öderiz |
|
| 70 |
Deyim |
there will be the deuce to pay expr. |
başımız çok büyük belaya girer |
|
| 71 |
Deyim |
there will be the deuce to pay expr. |
çok büyük sıkıntı olur |
|
| 72 |
Deyim |
there will be the deuce to pay expr. |
çok büyük bedel öderiz |
|
| 73 |
Deyim |
there will be the deuce to pay expr. |
bedelini çok fena öderiz |
|
| 74 |
Deyim |
there will be the deuce to pay expr. |
başımıza çok büyük iş açılır |
|
| 75 |
Deyim |
will be the death of someone or something (yet) expr. |
(birinin) ölümü (birinin/bir şeyin) yüzünden olacak |
|
| 76 |
Deyim |
(someone or something) will be the death of (one) expr. |
(biri/bir şey birinin) yüreğine indirecek |
|
| 77 |
Deyim |
(someone or something) will be the death of (one) expr. |
(biri/bir şey birinin) ölümüne sebep olacak |
|
| 78 |
Deyim |
will be the death of someone or something (yet) expr. |
(biri/bir şey birinin) sonu olacak |
|
| 79 |
Deyim |
(someone or something) will be the death of (one) expr. |
(birinin) ölümü (birinin/bir şeyin) elinden/yüzünden olacak |
|
| 80 |
Deyim |
will be the death of someone or something (yet) expr. |
(biri/bir şey birini) öldürecek |
|
|
|
| 81 |
Deyim |
will be the death of someone or something (yet) expr. |
(biri/bir şey birinin) ölümüne sebep olacak |
|
| 82 |
Deyim |
(someone or something) will be the death of (one) expr. |
(biri/bir şey birini) öldürecek |
|
| 83 |
Deyim |
boys will be boys expr. |
erkekler böyledir |
|
| 84 |
Deyim |
boys will be boys expr. |
erkek/erkek çocuğu değil mi |
|
| 85 |
Deyim |
boys will be boys expr. |
erkek/erkek çocuğu işte |
|
| 86 |
Deyim |
boys will be boys expr. |
erkektir, yapar |
|
| 87 |
Deyim |
that will be the day expr. |
pek öyle olacak gibi değil |
|
| 88 |
Deyim |
that will be the day expr. |
imkanı yok |
|
| 89 |
Deyim |
that will be the day expr. |
sanmıyorum |
|
| 90 |
Deyim |
that will be the day expr. |
sanmam |
|
| 91 |
Deyim |
that will be the day expr. |
pek olası değil |
|
| 92 |
Deyim |
will be the death of expr. |
'-in sonu olacak |
|
| 93 |
Deyim |
will be the death of expr. |
'-in yüreğine indirecek |
|
| 94 |
Deyim |
will be the death of expr. |
-i öldürecek |
|
| 95 |
Deyim |
will be the death of expr. |
'-in ölümüne sebep olacak |
|
| Konuşma |
|
| 96 |
Konuşma |
everything will be nice i. |
her şey güzel olacak |
|
| 97 |
Konuşma |
I will be glad ünl. |
memnun olurum |
|
| 98 |
Konuşma |
I will be there ünl. |
orada olacağım |
|
| 99 |
Konuşma |
the first step will be to expr. |
yapılacak ilk şey |
|
| 100 |
Konuşma |
there will be the devil to pay expr. |
kıyamet kopacak |
|
| 101 |
Konuşma |
you have the right to remain silent, anything you say can and will be used against you in a court of law expr. |
sessiz kalma hakkına sahipsin, söyleyeceğin her şey mahkemede aleyhinde delil olarak kullanılabilir |
|
| 102 |
Konuşma |
I'll be damned if I will expr. |
adam değilim |
|
| 103 |
Konuşma |
we will be glad expr. |
mutluluk duyarız |
|
| 104 |
Konuşma |
it will be ok expr. |
düzelir |
|
| 105 |
Konuşma |
we will be glad expr. |
memnun oluruz |
|
| 106 |
Konuşma |
when will you be there? expr. |
ne zaman orada olursun? |
|
| 107 |
Konuşma |
we will be glad if you come expr. |
gelirseniz seviniriz |
|
| 108 |
Konuşma |
I will be glad if you come expr. |
gelirseniz beklerim |
|
| 109 |
Konuşma |
I will be right back expr. |
hemen döneceğim |
|
| 110 |
Konuşma |
everything will be all right expr. |
her şey yoluna girecek |
|
| 111 |
Konuşma |
everything will be all right expr. |
her şey yoluna girecek |
|
| 112 |
Konuşma |
I will be a doctor expr. |
doktor olacağım |
|
| 113 |
Konuşma |
what will you be when you grow up? expr. |
büyüdüğünde ne olacaksın? |
|
| 114 |
Konuşma |
you must hurry otherwise you will be late expr. |
acele etmelisin aksi halde gecikeceksin |
|
| 115 |
Konuşma |
I will be honest with you expr. |
sana dürüst olacağım |
|
| 116 |
Konuşma |
I will be honest with you expr. |
size dürüst olacağım |
|
| 117 |
Konuşma |
you must hurry or you will be late expr. |
acele etmelisin aksi halde gecikeceksin |
|
| 118 |
Konuşma |
will you be my friend expr. |
benimle arkadaş olur musun |
|
| 119 |
Konuşma |
if it's meant to be it will be expr. |
olacağı varsa olur |
|
| 120 |
Konuşma |
if it's meant to be it will be expr. |
yazılmışsa olur |
|
| 121 |
Konuşma |
no one will be any the wiser expr. |
kimse farkına varmaz |
|
| 122 |
Konuşma |
no one will be any the wiser expr. |
kimsenin ruhu duymaz |
|
| 123 |
Konuşma |
will there be anything else? expr. |
başka bir arzunuz |
|
| 124 |
Konuşma |
will that be all? expr. |
başka bir arzunuz |
|
| 125 |
Konuşma |
I will be waiting for your reply expr. |
cevabınızı bekliyorum |
|
| 126 |
Konuşma |
will it be quick? expr. |
çabuk olacak mı? |
|
| 127 |
Konuşma |
will be the death of someone expr. |
sonu olmak |
|
| 128 |
Konuşma |
there will be hell to pay expr. |
kıyamet kopacak |
|
| 129 |
Konuşma |
everything will be okay expr. |
her şey düzelecek |
|
| 130 |
Konuşma |
everything will be all right expr. |
her şey düzelecek |
|
| 131 |
Konuşma |
everything will be okay expr. |
her şey yoluna girecek |
|
| 132 |
Konuşma |
everything will be great expr. |
her şey düzelecek |
|
| 133 |
Konuşma |
everything will be just fine expr. |
her şey yoluna girecek |
|
| 134 |
Konuşma |
everything will be great expr. |
her şey yoluna girecek |
|
| 135 |
Konuşma |
everything will be just fine expr. |
her şey düzelecek |
|
| 136 |
Konuşma |
your table will be ready in a few minutes expr. |
masanız birkaç dakika içinde hazır olacak |
|
| 137 |
Konuşma |
she/he will be with you for the rest of your life expr. |
hayatının sonuna kadar seninle birlikte olacak |
|
| 138 |
Konuşma |
will that be all? expr. |
başka bir isteğiniz var mı? |
|
| 139 |
Konuşma |
do you think you will be forgiven for what you've done? expr. |
yaptıklarınızın bağışlanacağını mı sanıyorsunuz? |
|
| 140 |
Konuşma |
the next time this will not be for free expr. |
gelecek sefer bu karşılıksız olmayacak |
|
| 141 |
Konuşma |
will you be on msn in the evening? expr. |
bu akşam msn'de olacak mısın? |
|
| 142 |
Konuşma |
I will be there in a little bit expr. |
birazdan oradayım |
|
| 143 |
Konuşma |
whatever will be will be expr. |
kısmetse olur |
|
| 144 |
Konuşma |
whatever will be will be expr. |
bir şey olacaksa olur |
|
| 145 |
Konuşma |
whatever will be will be expr. |
her şey olacağına varır sonunda |
|
| 146 |
Konuşma |
someone will be with you in a minute expr. |
birazdan birisi sizinle ilgilenecek |
|
| 147 |
Konuşma |
I will be glad if you come expr. |
gelirseniz memnun olacağım |
|
| 148 |
Konuşma |
I will be glad if you come expr. |
gelirseniz sevinirim |
|
| 149 |
Konuşma |
i will be glad if you come expr. |
gelirseniz memnun olurum |
|
| 150 |
Konuşma |
I will be glad if you come expr. |
gelirsen sevinirim |
|